Baybars Göğez
| Yazarın Diğer Yazıları | Yazarın Özgeçmişi |

Projeciliğin sinerjik etkisi ve bölgesel kalkınmadaki rolü


.
12-Kasim-2007 Pazartesi- Baybars Göğez

Muhtelif ortamlarda ve internette üyesi olduğum gruplarda yapılan
tartışmaları büyük bir keyifle izliyorum. Elimden geldiğince ve dilimin
döndüğünce de bu tartışmalara katılmaya gayret ediyorum. Ancak yazılmayan,
üstünde durulmayan bazı konular var ki uzun zamandır yazmak istememe rağmen
bir turlu fırsat bulamadım.



Konunun daha iyi anlaşılması için bir kaç örnek vermek istiyorum;

- Mevcut hükümeti eleştiriyoruz, bazen de geçmiş hükümetler
dönemini, fakat yeni uygulamalar geliştirmek ve önerilerde bulunmakta eksik
kalıyoruz.

- AB'yi eleştiriyoruz fakat AB ile gelen bazı yeni kavramları
tartışmıyoruz.

- ABD'yi eleştiriyoruz İç islerimize burnunu sokuyor diye ama
çalışma şekillerinden ders çıkartmayı beceremediğimiz için ekonomik ve
siyasal olarak güçlü olduğumuz durumlarda dahi kaybediyoruz.



Daha fazla örnek vermek mümkün olabilir herhalde. Ben diğerlerini size
bırakıyorum. Bu yazının ana konusu olan önerim veya yaklaşımım işte bu
soruların cevabına yönelik.



Bildiğiniz gibi bizler millet olarak planlı hareket etmeyi çok önemsemeyiz.
Kararlarımızda hep acelecilik vardır. Proje adını verdiğimiz yeterince
fizibilitesi yapılmamış birçok düşünceyi ölçüp-biçmeden hemen uygulamaya
baslar, karşımıza çıkan küçük bir engelde de vazgeçeriz. Özellikle
politikacılarımız bu konuda başı çekerler. Seçimlerde yüzlerce proje
sayarlar, seçimden sonra da ben yanlış hesaplamışım olmuyor derler. Biz yine
de seçeriz. Arzu ettiğimiz problemsiz Dünya'nın kuruluşuna katkıda bulunmak
yerine, sorunlarla başa çıkabilen, organize olmuş, ekibi ile sürekli
dayanışma içinde olanların başarılı uygulamalarını, o yaptı biz niye
yapmayalım diye biraz da kıskançlıkla izler, yanına ayni iş için bir dükkan
veya büro daha açar, sonra da yeterince iş deneyimine sahip olmadığımız için
beceremeyip kapatmak zorunda kalırız.



Bugünlerde AB projeleri hazırlamak konusunda bir çok çevrede hummalı bir
arayış var. Özellikle akademisyenlerimiz bayrağı kimseye kaptırmak
istemiyor. Kabul edilenler ve uygulananlar zaman, zaman basında yer buluyor.
Aslında hazırlanan projeler kabul edilenlerin belki 10 kati fazla. Bu
projelerden amaç AB ve diğer hibe kuruluşlarından 10.000 ila 100.000 Euro
arasında hibe alabilmek. İnanın proje hazırlamak için o denli büyük bir
mesai veriliyor ki. Proje desteklenmeye uygun bulunmadığında ise
zannedersiniz Dünya'nın sonu geldi. Türkiye için hazırlanan özellikle yaşam,
çevre, eğitim, sağlık v.b. yüzlerce proje yanında, diğer Avrupa ülkelerinde
de hazırlanan projelere baktığımızda hepsi birbirinden güzel ve mutlaka
uygulanması gerektiğinde herkes hemfikir. Fakat gelin görün ki bu
projelerden bir tanesini alıp da kendi bölgesinde uygulamaya gayret eden
yok. Eğer uygulayabilse yüzlerce kişi eğitilmiş olacak, şu kadar çevre
sorunu çözülecek, sağlık ve fakirlik problemleri azalacak, işsizler iş
sahibi olacak, firmalar kar edecek v.s.



AB projesi hazırlayanlar bilir. Projenin bir maddesinde bu projenin
uygulanabilirliği ve destek sonra erdikten sonra sürdürülebilirliği hakkında
bilgi ve taahhüt isterler. Biz de bu konularda gerekçelerle projenin devam
ettirileceğine dair görüşlerimizi açıklarız. İyi de örneğin İstanbul veya
Diyarbakır için hazırlanmış olan bir sosyal kalkınma projesi neden Konya,
Samsun, Denizli v.b. diğer iller için örnek alınarak uygulanmaz? Yukarda da
dediğim gibi projenin toplam bütçesi 100.000 Euro ise bu bütçenin ilk % 40'lik
bölümü, demirbaş alımları ve ilk hazırlık giderleri için iki ay içinde
harcansa da geriye kalan 60.000 Euro 10 ay içinde harcanacaktır. Yani ayda
6.000 Euro lazım.



Simdi soruyorum;

- Ülkemizin gelişmişlik seviyesi ve eğitim düzeyine bakıldığında
Anadolu'nun herhangi bir ili için hazırlanan proje % 80 ilde de aynen
uygulanamaz mı?

- Hibe desteği almış, başarı ile uygulanmış bir projeyi başka bir il
veya ilçede uygulamak için Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek var mı?

- Bir çok yardımsever firma ve kişiler kendilerine sunulan böylesi
güzel tasarlanmış bir projeye ayda 6.000 Euro veremez mi?

- Amaç Türkiye'nin kalkınması ve batı uygarlığını yakalamak ise
küçük, küçük projelerle insanımızın eğitimi, sağlığı ve istihdamı için ille
de AB hibesi mi gerekli?

- Bu projeleri uygulamaya alıştığımız takdirde ülke olarak projeli
yasam kültürü kazanmış olmaz mıyız?

- Hükümet onu yaptı, o parti şunu yapmıştı gibi kayıkçı kavgalarını
bir yana itip, halk, Sivil Toplum Kurulusu ve yerel yönetimler olarak sorun
çözebilen ve hizmet veren kuruluşlar haline gelemez miyiz?

- Toplumsal uyanış ve milli hedeflerimizi gerçekleştirme yönünde bu
başarılara ulaştıktan sonra kime ihtiyacımız var? AB bizi kabul etmezse
etmesin. Biz onun teknolojisini- düşüncesini yakaladıktan sonra insanca
yaşamayı ve kaynaklarımızı değerlendirmeyi hala başaramaz mıyız?

- Eğer proje çalışmasını, meclisteki çok sayın vekillerimize ve hala
babadan kalma usullerle işleri yönetmeye çalışan gelenekçi tüccarımıza da
anlatabilirsek, anlayamayan vekillere de sen bizi temsil etmiyorsun arkadaş
diyebilirsek, ABD' ye de AB'ye de haklı olduğumuz konularda mağlup olur
muyuz?
Copyright ©2006 egeekonomisi.com- EGE İNTERNET YAYINCILIK MERKEZİ - 1401 Sk. No:22/8 Alsancak - İzmir
E-Posta: bilgi@egeekonomisi.com
Tasarım ve Programlama
GNOFT ARTWARE
egeekonomisi.com web sayfalarında yer alan tüm görüntü, haber, makale, köşe yazıları ve diğer tüm yazıların sahibi egeekonomisi.com'dur. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre egeekonomisi.com'un yazılı izni olmadıkça hiçbir kimse, yayıncı ve kuruluş, eserin tamamını veya bir kısmını yayınlayamaz, çoğaltamaz, alıntı yapamaz.