Dünya'da kendini
besleyebilecek ülkelerden biri olmamıza karşın, yeterli ve dengeli beslendiğimiz
söylenemez. Günümüzde insanlarımızın temel beslenme kaynağının büyük bir kısmını
tahıllar oluşturmakta, dengeli beslenmenin ve zekâ gelişiminin vazgeçilmez bir
öğesi olan protein kaynaklı besinler ise, çok az tüketilmektedir. Bir insanın
günlük 70 gram olan protein gereksiniminin, en az 33 gr'ı hayvansal, diğer
kısmının bitkisel kökenli olması gerekliliği düşünüldüğünde, bu besinler
açısından nüfusumuzun %30'unun çok yetersiz düzeyde beslendiği söylenebilir.
Bilindiği gibi çiftlik
hayvanlarımızın % 90'dan fazlası düşük verimli yerli ırklardan oluşmakta,
hayvancılıkta barınma ve beslenme yetersizliğine ek olarak, kalitesiz yemlerle
besleme de hayvansal verimliliğimizi çok düşürmektedir.
Hayvancılığımızda verim
düşüklüğünün temel nedenlerinden olan "Kaliteli Yem" yetersizliği, bitkisel
üretim kaynaklarımızın hayvancılığımıza kaliteli yem aktaramamasından
kaynaklanmaktadır.
Ülkemizde, kaliteli kaba
yem kaynaklarını çayır-mer'a ve yem bitkileri alanları oluşturmakta, 21.7 milyon
hektarı çayır-mer'a ve 700.000 hektarı da yem bitkileri olmak üzere, toplam 22.4
milyon hektar kaliteli kaba yem üretilebilecek tarım alanı bulunmaktadır. Bu
kaynaklardan da yaklaşık 15 milyon ton kuru ot karşılığı üretim yapılabilmekte
iken hayvansal üretimin talebi olan yaklaşık 26 milyon ton kaba yem için 11
milyon ton kaba yem açığı bulunmaktadır.
Varolan yem açığının ne
geleneksel yem bitkilerinin (yonca, fiğ, korunga) ana ürün olarak yetiştirilmesi
nede verimleri yılda 50-60 kg/da kuru ot düzeyine inmiş mer'a alanlarından
karşılanabilmesi bugün için olanaksız görülmektedir. Kaliteli kaba yem
gereksiniminde karşılanamayan bu bölüm ise, diğer kaba yem ve yoğun yem
kaynaklarından karşılanmaya çalışılmaktadır.
Ülkemizde Hayvan sayısı
azalmakta, hayvansal üretim önemli ölçüde artmamakta, buna karşılık nüfus artış
hızı %1,5 civarında seyretmektedir. Kişi başına hayvansal tüketim hızı düşük,
hatta bazı ürünlerde azalma eğilimindedir. Hayvansal ürün ihracatı neredeyse
durmuş bulunmaktadır.
Gelecekte hayvansal ürün
arzı, talebi karşılayamayacak, 2010 yılında Türkiye'de ulaşılması beklenen
hayvansal ürün tüketim miktarı gelişmiş ülkelerin ve hatta orta gelirli
ülkelerin çok gerisinde kalacaktır.
Yapılan araştırmalara göre
sığır ve koyun eti üretim artış hızı artırılamaz ise, arz ve talep arasındaki
fark çok büyüyecektir. Bu durum ya ithalatı kaçınılmaz kılacak yada tüketici
fiyatlarında büyük reel artışa yol açacaktır.
Tüketici fiyatlarındaki
reel artış alt gelir gruplarında hayvansal protein tüketimi bakımından gıda
güvenliği problemini artıracaktır.
Bu nedenlerle Ülkemiz
hayvancılığındaki bu sorunların aşılmasında özel sektör yatırımları önem arz
etmektedir. Sanayi sektöründen tarım sektörüne sermaye akışı, tarım sektörünü
ekonominin itici gücü haline getirirken, sektörü de sanayileştirecektir.
|